OECD raporuna göre Türkiye, 2019-2025 döneminde uluslararası turist sayısını %21 artırarak dünya sıralamasında 4’üncü sıraya yükseldi.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütünün (OECD) “Turizm Eğilimleri ve Politikaları 2026” raporuna göre, OECD ülkelerine yönelik uluslararası turist varışları 2025 yılında bir önceki yıla göre tahmini yüzde 3,4 artarak 847 milyonla rekor seviyeye ulaştı. Bu artış, 2024’te kaydedilen yüzde 8,1’lik büyümenin ardından turizmdeki yükseliş eğiliminin devam ettiğini gösteriyor.
OECD’nin değerlendirmesine göre, Orta Doğu’daki çatışmalar, artan jeopolitik gerilimler, değişen seyahat alışkanlıkları ve aşırı hava olayları küresel turizm görünümünü şekillendirmeyi sürdürüyor. Bu faktörler, küresel seyahat akışını sekteye uğratırken maliyetleri artırdı ve yolcu güvenini olumsuz etkiledi. Hava yoluyla ulaşılabilen destinasyonlar bu gelişmelerden daha fazla etkilendi.
Güvenlik, fiyat ve olası iptallere ilişkin endişeler seyahat tercihlerini etkiliyor. Turistlerin daha tanıdık ve uygun maliyetli destinasyonlara yönelme, daha kısa süreli tatil yapma ve düşük maliyetli seçenekleri tercih etme eğiliminin güçlenebileceği öngörülüyor. Bu durum, hava yolu şirketleri, tur operatörleri ve diğer turizm işletmelerinin 2027 ve sonrasına yönelik planlarını gözden geçirmesine neden oluyor.
OECD’nin raporuna göre, 2019-2025 döneminde uluslararası turist varışlarını en fazla artıran ülkeler arasında Japonya yüzde 34 ile ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi yüzde 28 ile Norveç ve yüzde 22 ile Danimarka izledi.
Türkiye ise aynı dönemde uluslararası turist sayısını yüzde 21 artırarak bu alanda önemli bir başarı gösterdi. Türkiye, bu performansıyla turist sayısını Kovid-19 salgını öncesine göre en fazla artıran ülkeler arasında 4. sıraya yerleşti.
OECD’nin üye ülkeler arasında yaptığı ankete göre, ülkelerin yaklaşık üçte biri 2026 yılı sonunda turizm performansının 2025 seviyesinin üzerine çıkmasını ve yeni rekorlar kırılmasını bekliyor. Ancak jeopolitik gelişmeler, ekonomik belirsizlikler ve iklim kaynaklı riskler sektör üzerindeki etkisini sürdürüyor.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkanı Firuz Bağlıkaya, turizmin yapısı gereği bölgesel ve küresel gelişmelerden en hızlı etkilenen sektörlerin başında geldiğini belirtti. Bağlıkaya, Türkiye’nin birçok küresel ve bölgesel krizi yönetmeyi başarmış güçlü bir turizm ekosistemine sahip olduğunu vurguladı. Bu başarının arkasında seyahat acentelerinin ve sektör paydaşlarının yıllar içinde edindiği kriz yönetimi deneyiminin önemli bir rol oynadığını ifade etti.
Bağlıkaya, TÜRSAB olarak Türkiye’nin turizm politikalarının oluşturulmasında bu birikimin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğine inandıklarını dile getirdi. Sektörün içinde yer alan seyahat acentelerinin bilgi ve tecrübelerinin, daha dayanıklı, rekabetçi ve sürdürülebilir bir turizm yapısının inşasında önemli bir rehber niteliği taşıdığını belirtti. Turizm yüzyılı vizyonu doğrultusunda hedeflerinin, krizlere karşı hazırlıklı, değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen, yüksek katma değer üreten ve sürdürülebilir büyümeyi esas alan bir turizm modelini güçlendirmek olduğunu sözlerine ekledi.
Turizmde başarının yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil, kişi başına harcama, ortalama konaklama süresi, turizm gelirlerinin sürdürülebilirliği ve ülke ekonomisine sağlanan katma değerle ölçüldüğünü belirten Bağlıkaya, kitle turizmi alanındaki başarıları koruyarak artık turizmde yeni bir aşamaya geçilmesi gerektiğini söyledi. Bunun yolunun turizmi hem ülke geneline hem de yılın 12 ayına yaymaktan geçtiğini ifade etti.
Bağlıkaya, yeni destinasyonların turizme kazandırılması, alternatif turizm ürünlerinin geliştirilmesi ve turizmin bölgesel kalkınmaya katkısının artırılması amacıyla Türkiye’nin zengin turizm çeşitliliğini daha yüksek gelir üreten bir yapıya dönüştürmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Kültür, gastronomi, sağlık, kongre ve fuar, spor, inanç, kruvaziyer, golf, doğa ve kırsal turizm gibi alternatif ürünlerin geliştirilmesiyle hem turizmin 12 aya yayılacağını hem de kişi başına harcamanın artırılacağını belirtti.
Türkiye’nin 100 milyar dolar turizm geliri hedefine ulaşabilmesi için nicelikten çok niteliğe odaklanan bir büyüme modelinin ön plana çıkarılması gerektiğini söyleyen Bağlıkaya, nitelikli insan kaynağının korunmasının bu dönüşümün en önemli unsurlarından biri olduğunu kaydetti. Yüksek hizmet kalitesini sürdürebilmek için sektörün yetişmiş çalışanlarını bünyesinde tutmasını sağlayacak mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. SGK prim desteği ve pazarlama destekleri gibi uygulamaların seyahat acentelerini de kapsayacak şekilde genişletilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Kruvaziyer turizminin kişi başına harcama düzeyi en yüksek turizm türlerinden biri olduğuna işaret eden Bağlıkaya, özellikle ana liman olarak kullanılan destinasyonlarda yolcuların gemiye binmeden önce veya indikten sonra konakladığını belirtti. Bu kesimin yeme içme, alışveriş, ulaşım ve çeşitli turistik faaliyetlere daha fazla bütçe ayırdığını söyleyen Bağlıkaya, kruvaziyer turizminin sadece limanlara değil, yerel esnaftan restoranlara, rehberlerden ulaşım sektörüne, perakendeden şehir ekonomilerine kadar geniş bir ekosisteme yüksek katma değer sağladığını dile getirdi. İstanbul Havalimanı’nın dünyanın en fazla uluslararası destinasyona doğrudan bağlantı sunan havalimanlarından biri olmasının Türkiye’ye önemli bir rekabet avantajı sağladığını belirten Bağlıkaya, bu güçlü hava ulaşımı altyapısının kruvaziyer limanlarıyla daha etkin entegre edilmesiyle ana liman kapasitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini ifade etti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]